Corporate / M&A

Turkey: Financial Assistance Regime –
A Well-Known Concept in a New Jurisdiction

The authors discuss the financial assistance prohibition introduced by the Turkish Commercial Code, enacted in 2012, and its implications on M&A financing.

New wine in old bottles

In an effort to mod­ernise its laws and be in line with EU reg­u­la­tions, the Turk­ish Com­mer­cial Code (TCC) entered into force on 1 July 2012. The TCC intro­duced the finan­cial assis­tance pro­hi­bi­tion and incor­po­rat­ed many mod­i­fi­ca­tions, includ­ing an impor­tant alter­ation on cap­i­tal main­te­nance.

In recent years, Turkey has wit­nessed a sharp increase in M&A trans­ac­tions, main­ly in the form of joint ven­tures and buy­outs. A com­mon way for the pur­chasers to struc­ture a share deal is through a lever­aged buy­out trans­ac­tion (LBO).

The key for a share deal is the “lever­ag­ing” of a lim­it­ed amount of equi­ty by using a large amount of exter­nal cap­i­tal, usu­al­ly bank debt. The lender should find suf­fi­cient secu­ri­ty for the loan. An SPV, which is usu­al­ly estab­lished and serves as the bor­row­er of the loan and as the buy­er of the shares of the tar­get com­pa­ny (Tar­get), gen­er­al­ly pro­vides only a lim­it­ed amount of the cap­i­tal. There­fore, the acqui­si­tion debt of the SPV is secured by using the shares, assets, and cash flow of the Tar­get.

Such back­ing of a com­pa­ny to a third par­ty to pur­chase its own shares (finan­cial assis­tance) was, until the enact­ment of the TCC, allowed in Turkey, mak­ing an LBO trans­ac­tion a pre­ferred method of acqui­si­tion.

What are “financial assistance restrictions”

Under Arti­cle 380 of the TCC, applic­a­ble only to joint stock cor­po­ra­tions (anon­im şir­ket), both pub­lic and pri­vate, a com­pa­ny may not advance funds, make loans, or pro­vide secu­ri­ty with a view to acquire its shares through a third par­ty. Such a trans­ac­tion is con­sid­ered null and void. There are two exemp­tions: (i) trans­ac­tions per­formed by banks or finan­cial insti­tu­tions, if per­formed in the nor­mal course of busi­ness; and (ii) advances, loans, and secu­ri­ty, if to the company’s employ­ees, or its par­ent or sis­ter company’s employ­ees, in order to acquire the shares of the com­pa­ny. But even those excep­tion­al trans­ac­tions are null and void if they have the effect of reduc­ing the statu­to­ry legal reserves of the com­pa­ny.

Alternative solutions?

The legal com­mu­ni­ty is cur­rent­ly con­sid­er­ing and dis­cussing many aspects of the pro­hi­bi­tion and how it will be imple­ment­ed by the courts. Cur­rent­ly, there is no sec­ondary leg­is­la­tion and the new pro­vi­sion has not been test­ed before the courts. In view of the cur­rent strict regime, new ways of struc­tur­ing may be need­ed.

Con­ver­sion to a lim­it­ed lia­bil­i­ty com­pa­ny 

One solu­tion is con­vert­ing a joint stock cor­po­ra­tion to a lim­it­ed lia­bil­i­ty com­pa­ny. In prac­tice it is believed that the finan­cial assis­tance restric­tion should not be extend­ed to trans­ac­tions of oth­er types of com­pa­nies.

Post-acqui­si­tion upstream merg­er

Anoth­er alter­na­tive is a post-acqui­si­tion upstream merg­er (merg­er LBO). But it could be argued that a merg­er is an unlaw­ful cir­cum­ven­tion of Arti­cle 380 of the TCC.

Against such a view one may argue that in a merg­er, the minor­i­ty share­hold­ers and the cred­i­tors are afford­ed suf­fi­cient legal pro­tec­tion, leav­ing appli­ca­tion of Arti­cle 380 of the TCC out­dat­ed. The TCC also accepts that a com­pa­ny may, by way of uni­ver­sal suc­ces­sion, acquire its own shares. Using the same rea­son­ing, it could be con­clud­ed that in Turkey, as well, a merg­er as a means of restruc­tur­ing a com­pa­ny should be allowed. How­ev­er, there is still a risk that a merg­er LBO will be con­sid­ered a breach of the finan­cial assis­tance restric­tion.

Dom­i­na­tion agree­ments

The third alter­na­tive is dom­i­na­tion or prof­it and loss trans­fer agree­ments. These were intro­duced to cre­ate mech­a­nisms to pro­tect share­hold­ers and cred­i­tors, and to pre­vent the abuse of the con­trol­ling com­pa­ny. The TCC’s approach is based on three ele­ments: (i) the pro­hi­bi­tion to exer­cise abu­sive con­trol over a sub­sidiary; (ii) an excep­tion to the pro­hi­bi­tion in the case of com­pen­sa­tion of loss­es; and (iii) the lia­bil­i­ty of the dom­i­nant com­pa­ny and its board mem­bers for non – com­pen­sa­tion. Arti­cle 202 of the TCC enu­mer­ates exam­ples of dis­ad­van­ta­geous trans­ac­tions, includ­ing the trans­fer of funds and the pro­vi­sion of guar­an­tees.

It is, how­ev­er, ques­tion­able whether dom­i­na­tion by agree­ment as legal­ly fore­seen under Arti­cle 198 (3) of the TCC also leads to the effect that the upstream of funds from the con­trolled com­pa­ny to the con­trol­ling com­pa­ny can be cov­ered by these pro­vi­sions.

Conclusion

For the time being, the only applic­a­ble solu­tion in Turkey seems to be a merg­er of the SPV and the Tar­get, or a con­ver­sion of the Tar­get Com­pa­ny into a lim­it­ed lia­bil­i­ty com­pa­ny. As dis­cussed above, it is open whether these solu­tions present an unlaw­ful cir­cum­ven­tion of Arti­cle 380 of the TCC. Fur­ther, tax con­sid­er­a­tions will also be deci­sive.

It remains to be seen, from the Turk­ish legislator’s point of view, or by inter­pre­ta­tion of the courts apply­ing the new law, whether there are ways to imple­ment the law with­out dis­re­gard­ing the fact that these types of struc­tured trans­ac­tions are nec­es­sary in today’s busi­ness and invest­ment cli­mate. Mean­while, pri­vate equi­ty funds and banks, as well as their advi­sors, will need to care­ful­ly con­sid­er how to struc­ture upcom­ing deals.

The legal community is currently considering and discussing many aspects of the prohibition and how it will be implemented by the courts in practice.

Türkiye: Finansal Yardım – Yani Yargı Çevresinde Tanıdık Bir Konsept

Yazarlar; 2012 de yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu ile birlikte uygulanmaya başlayan finansal yardım yasağını ve bunun M&A finansmanındaki uygulamasını ele alıyorlar.

Eski köye yeni adet

Türk Ticaret Kanunu (TTK) mod­ern­leşme ve AB düzen­lemeleriyle uyum sağla­ma amacıy­la 1 Tem­muz 2012 de yürür­lüğe gir­miştir. TTK finansal yardım yasağı ve ser­mayenin korun­ması da dahil olmak üzere bir çok yeni­lik getir­di.

Son yıl­lar­da Türkiye bir­leşme ve devral­ma işlem­lerinde, özel­lik­le de ortak gir­işim ve satın alma alanın­da büyük bir yük­seliş göster­miştir. Kaldıraçlı satın alma işlem­leri (LBO) satın alan­lar için hisse devri yap­manın bildik bir yoludur.

Hisse devrinin anahtarı; sınır­lı bir ser­maye ile yük­sek meblağ­da dış ser­maye kul­la­narak, genelde bu ser­maye ban­ka kre­di­sidir, “borçla­narak yapılan yatırım” dır. Kre­di veren verdiği kre­di için etk­ili bir tem­i­nat bul­malıdır. İşlem için kuru­lan özel amaçlı şir­ket (SPV) genel­lik­le kre­di almak için kurul­muş, kısıtlı ser­mayeli alıcı şir­ket olarak karşımıza çık­mak­tadır. BU neden­le kre­dinin tem­i­natını hedef şir­ketin var­lık­ları, hisseleri ve nakit akışı oluş­tur­mak­tadır.

Üçüncü bir kişinin ken­di hisseleri­ni satın alması­na destek ver­ilme­sine (finansal yardım) Türkiye’de TTK nun yürür­lüğe girmesin­den önce izin ver­iliy­or­du, kaldıraçlı satın alma ter­cih edilen bir edin­im meto­duy­du.

Finansal yardım sınırlamaları” nelerdir

Sadece, hem devlete ait hem özel anon­im şir­ketlere uygu­lan­mak­ta olan TTK madde 380 uyarın­ca bir şir­ket; üçüncü bir kişinin hisseleri­ni ikti­s­ap etmesi amacıy­la  hisseleri­ni avans konusu yapa­maz, ödünç ve tem­i­nat olarak vere­mez. Bu tür işlem­ler batıldır. Bu duru­mun iki istis­nası vardır: (i) şir­ketin veya onun bağlı şir­ket­lerinin çalışan­ları­na, şir­ketin pay­larını ikti­s­ap ede­bilmeleri için avans, ödünç ve tem­i­nat ver­ilme­sine ilişkin huku­ki işlem­lerdir. Ancak bu istis­nai işlem­ler şir­ketin ayır­masının zorun­lu olan kanuni yedek akçeyi azaltıy­or­sa geçer­siz olur.

Alternatif çözümler?

Şuan hukuk çevreleri yasağı ve mahkemel­erde­ki uygu­la­masını birçok yön­den ele almak­ta ve tartış­mak­ta. Henüz bu konu­da ikin­cil bir mevzu­at düzen­len­miş ve bu yeni düzen­le­menin mahkemel­er nezdinde uygu­la­ması test edilmiş değil. Mev­cut bu katı düzen­leme nedeniyle yeni yapı­landır­ma şekil­ler­ine ihtiyaç duyul­mak­tadır.

Lim­it­ed şir­kete dönüştürme

Çözüm­ler­den biri anon­im şir­keti lim­it­ed şir­kete dönüştürmek­tir. Uygu­la­ma­da finansal yardım yasağının anon­im şir­ket dışın­da­ki fark­lı türde­ki şir­ket­lerin işlem­ler­ine uygu­lan­may­a­cağı düşünülmek­te­dir.

Edin­im son­rası üre­time yöne­lik bir­leşme

Baş­ka bir alter­natif de; hisse devri son­rası gerçek­leştir­ilen bir­leşmel­erdir (bir­leşme LBO­su). Ancak bir­leş­menin TTK nun 280 inci mad­desinin kanuna aykırı bir şek­ilde etrafını dolan­ma teşk­il ettiği ileri sürülebilir.

Bu görüşe karşılık bir bir­leşmede; azın­lık hissedar­lara ve ala­cak­lılara eski TTK 380 uyarın­ca yeter­li huku­ki koru­ma ve ayrıl­ma uygu­la­ması sağlan­malıdır. Yeni TTK kül­li hale­fiyet yoluy­la bir şir­ketin ken­di hisseleri­ni edin­me­sine izin ver­mek­te­dir. Aynı man­tık­la, Türkiye’de bir şir­keti yeniden yapı­landır­ma yoluy­la da bir­leşme yapıla­bile­ceği söylenebilir. Ancak, bir­leşme LBO sunun finansal yardım reji­mi­ni ihlal ettiğine kanaat getir­ilme­si her zaman bir risk­tir.

Hakimiyet sözleşmeleri

Üçüncü bir alter­natif; hâkimiyet ya da kar zarar sözleşmeleridir. Bun­lar hissedar­ları ve ala­cak­lıları koru­mak için ve hâkim şir­ketin sui­is­ti­mal­leri­ni önle­mek için geliştir­ilmiş mekaniz­malardır.  TTK nun bakış açısı üç unsura dayan­mak­tadır:  (i) işti­rak­ler üzerinde aşırı kon­trol uygu­lan­masını yasak­la­mak; (ii) zarar­ların tazmin edilme­si halinde yasağa istis­na getir­ilme­si ve (iii) tazmin edilmeme halinde baskın şir­ketin ve onun yöne­tim kuru­lu üyelerinin sorum­lu­luğu. TTK nun 202 inci mad­de­si deza­van­ta­jlı işlem­leri örnek­lendirmek­te­dir, bun­lara ser­maye trans­feri ve tem­i­nat hüküm­leri de dâhildir.

Ancak sözleşme ile hâkimiyet kurul­masının; aynı zaman­da kon­trol edilen şir­ket­ten kon­trol eden şir­kete ser­maye kay­nağı sağlayan etkiye sebep olan TTK nun 198 inci mad­desinin 3. Fıkrası uyarın­ca hukuken korunup korun­madığı şüphe­lidir.

Sonuç

Şimdi­lik Türkiye’de uygu­lan­abile­cek olan tek çözüm SPV ve Hedef’in bir­leşme­si, ya da hedef şir­ketin bir lim­it­ed şir­kete dönüştürülme­si gibi gözük­mek­te­dir. Yukarı­da da tartışıldığı üzere; bu çözüm­lerin TTK nun 380 inci mad­desinin huku­ka aykırı bir şek­ilde etrafın­dan dolanıl­ması olup olmay­a­cağı belir­sizdir. Ayrı­ca ver­gisel kaygılar da belir­leyi­ci ola­cak­tır.

Öyle gözüküy­or ki; Türk kanun koyu­cu­nun bakış açısı­na göre ya da mahkemelerin uygu­la­ması yorum­landığın­da bugünün iş hay­at şart­larını göz ardı etmeden, kanunu uygu­la­ma imkan­ları bulun­mak­tadır.  Aynı zaman­da özel ser­maye fon­ları ve bankalar ve aynı zaman­da bun­ların danış­man­larının, gele­cek­te­ki işleri nasıl yapı­landıra­cak­larını dikkatlice plan­la­ması gereke­cek­tir.

Şuan hukuk çevreleri yasağı ve mahkemelerdeki uygulamasını birçok yönden ele almakta ve tartışmakta.